|
Neden Okullarla Çalışıyoruz? Tüm dünyada kabul gören bir ilkeye göre öğretmen eğitiminin üç boyutundan söz edilebilir; pedagojik formasyon (öğretmenlik mesleki bilgisi), alan bilgisi ve genel kültür. Öğretmenlerin mesleki kişilikleri, becerileri, tutumları bu üç alanda kazandıkları bilgi ve davranışlara göre oluşmaktadır. Öğretmenlerin sahip oldukları alan bilgisi ile pedagojik tutum ve becerilerinin çalıştıkları ortamlarda yenilenmesi ve geliştirilmesi gerekmektedir. Yapılan araştırmalar, öğretmenlerin bir çoğunun alan bilgilerini mevcut yayınlardan, ders kitaplarından kolayca edinebildiklerini göstermektedir. Oysa pedagojik formasyonla ilgili yeni anlayış, bilgi, yöntem ve teknikler bu kadar kolay kazanılamamaktadır. O nedenle eğitimin ve öğretmenin kalitesinin arttırılmasında geliştirici, zenginleştirici, sistemli ve sürekli seminerler kaçınılmazdır. Zamanla işlevini yitirmiş olan bilgi ve tutumların yeni koşulların ışığında yeniden tartışılması, değerlendirilmesi gereksinimi her geçen gün artmaktadır. Bu bakımdan öğretmenlerin pedagojik potansiyelleri bireysel ve kurumsal çalışmalarla, programlarla düzenli bir biçimde yenilenip geliştirilmelidir. Burada en önemli sorun, yerleşmiş tutumları, değerleri değiştirmek öğretmenin alan bilgilerini yenilemekten çok daha zordur. Bu gün alan bilgisi ne kadar güçlü olursa olsun kişisel tutum ve becerileri yetersiz olan bir öğretmen sınıf ortamında zorlanmakta öğrencileriyle sorun yaşamaktadır. “ Bilgi Toplumuna” geçiş, globalleşme gibi kavramlar eğitimi doğrudan etkilemekte içeriğini ve yöntemlerini değiştirmektedir. Geleneksel eğitimin “iyi insan iyi yurttaş yetiştirmek” olarak formüle ettiği eğitimin amacı son yüzyılda “başarılı ve mutlu insan yetiştirmeyi” de içine alacak şekilde yeniden tanımlanmış; analitik düşünebilen, problem çözme becerisi gelişmiş, yaratıcı, üretken, girişimci, risk alabilen, inisiyatif kullanabilen bir insan yanında; her türlü bireysel ve toplumsal farklılığa tahammül gösterebilen demokratik topluma ayak uydurabilecek kendi kendini motive edebilen bir insan yetiştirme anlayışına kaymıştır. Eğitimin hala vazgeçilmez bir unsuru olan öğretmen, mesleğinde körelmeden ve tükenmişlik sendromu tuzağına düşmeden rolünü sürdürmek durumundadır. Öğretmenin bu çabasında bizimde bir katkımız olsun istiyor bilgi ve deneyimlerimizi paylaşmak istiyoruz.
|