|
**** Sevgili Diva dostları, sosyal hayatın insan psikolojisi üzerindeki etkisi bebeklik döneminden başlayıp ölünceye kadar devam etmektedir.
Birey açısından sosyalleşme çocukluk çağlarında çok hızlı bir öğrenme, ileri yaşlarda ise; karakter belirginleştikçe, değişken bir süreç olarak bütün hayat boyunca devam etmektedir. Çocukluğundan itibaren bireylerin üzerindeki sosyal etkiler, karakterinin, sosyal tutum ve davranışlarının gelişmesini sağlar. Bu, bireyin toplum içinde bir kimlik edinme sürecidir. Sağlıklı, dengeli ve güçlü bir karakter, sosyal ve bireysel kimlik edindiği takdirde psikolojik bozukluklar, tutum ve davranışlarda sosyal sapmalar olmamaktadır.. Özellikle ilişkilerdeki gelişen sağlıklı sosyal kimlikler, olumlu tutum ve davranışlara anlam vermekte ve onları yönlendirmekte, böylece endişeler, depresyon ve düzensiz davranışlar önlenebilmektedir. Sosyal yaşamın insan psikolojisine bu etkisine bilen birisi olarak, kalitesine inandığım Diva’nın içinde yer almamı sağladı. Bundan böyle bilgi, duygu, düşünce ve deneyimlerimi sizlerle bu sayfada paylaşacağım. Bu ilkyazım ne olsun, nasıl olsun derken, bu hafta birçok anne-babanın ortak sorusu ve kaygılarını buraya taşımaya karar verdim. Ay geçmiyor ki basında gençlerin uyuşturucu ve uyarıcılar ile yaşadıkları haberi çıkmasın. Bazı haberler durumun ne kadar vahim olduğunu taşırken, bazı haberlerde maalesef madde kullananların yalnız olmadıkları duygusunu yaşamasını dolayısı ile rahatlamasını sağlıyor. Ayrıca birçok anne-babanın da paronayası olmasını da sağlıyor. Bu haberler, birçok faktörün göz önünde bulundurulması gereken hassas bir olgu. Tabi burada dikkat edilmesi gereken diğer önemli nokta şu, son yıllarda yapılan çalışmalar göster deki madde kullanımında, maddi durumu daha iyi ailelerin gençleri hedef alınmakta. Çünkü maddi ve özgürlük imkânları daha fazla. Birçok genç uyuşturucu ve uyarıcı maddeleri çok kolay bulabilmekte. Yeniden derneği tarafından yapılan bir araştırma sonuçlarına göre madde kullanım nedenleri aşağıdaki gibi sıralanmakta. - Arkadaş baskısı % 23.3
- Merak % 29.4
- Bir gruba ait olmak% 27.1
- Sorunlara çözüm aramak ve/veya sorunlardan kaçmak % 26.0
- Farklı görünme isteği ve beğeni toplamak % 24.3
- Eğlenmek % 25.9
Burada sayısal verilerin dışına çıkmak lazım beklide. Madde ile uyuşmak ya da uyarılmak aslında sanal alemde, fantezi dünyasında bir mutluluk arayışı. Gerçek dünyada yapmak isteyip de yapamadığı davranışları, sahip olmak isteyip de sahip olamadığı karizması için sanal uyuşmuş, uyarılmış dünyayı tercih etmektir. Ruhsal bir mastürbasyon gibi. Etki geçtiğinde gerçeğe dönersin ve gerçek bu sendeki eksikliği bir daha yüzüne vurur. Sonra yine.. Burada ailelerinde dikkatli olması gerekiyor. Bana bu konuda en çok soru, çocuğumun madde kullanıp kullanmadığını nereden anlarım olmuştur. Bunun tabi en kesin yolu tıbbi tetkiklerdir. Ancak anne babaların yinede dikkatle gözlemlemesi gereken noktalar var. - Madde kullanan çocukların yüz ifadesi ve vücut dilinin de çökkünlük görüntüsü başlar.
- Bu çocukların aile ilişkilerini azaltır ve evde daha az vakit geçirirler. Ev dışında kalma tercihleri belirgin artmaktadır.
- Okul ya da iş disiplininde ciddi azalma ve başarısızlık başlar.
- Her zamankinden daha fazla para harcamaya başlarlar.
- Hiç tanımadığınız yeni arkadaşlar edinmeye başlarlar. Eve siz açtığınızda kapanan telefonlar gelir. Sizin yanınızda bazı arkadaşların telefonları açılmamaya başlar
- Eve dönüş için verdiği saatleri sağdık kalmamaya başlar. Zaman yönetimleri bozulur.
- Kendisine olan özeni azalır.
- Çevresi ve arkadaşları eski önemlerini yitirirler.
- Hafif uykulu ve yorgun gözükebilirler.
- Yeme alışkanlıkları bozulur,
- Daha sinirli olabilirler.
Eğer yukarıdaki birçok madde çocuğunuzun yaşantısını tanımlıyorsa bir uzman yardımı almalısınız. Bir uzman olarak bu tip durumlarda şunları yapmalısınız gibi bir şey söylemeyeceğim. Çünkü net bir şeyler için ciddi gözlem, tetkik ve değerlendirme ister her bireye yaklaşım kişiliğine ve bulgularına göre değişir. Ama içim elvermiyor, sizlere yinede birkaç öneride bulunmak istiyorum · Çocuğunuzu ona fark ettirmeden gözlemleyip, araştırın. · Kendinizi hazır hissettiğiniz zaman konuşmak için hazırlıklı olun. Kaygılı ve sinirli olabilirsiniz. · Konuşmak için uygun bir ortam yaratın. · Anne-baba birlikte hareket edin · Maddeler hakkında bilgilenin · İnkâr edecektir, bu normaldir · Üstüne gitmeyin, gözlemlemeye devam edin. · Madde kullanımı ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi paylaşın. · Bir süre sonra tekrar konuşmayı deneyin. · Onu bunaltmadan izleyin ve tekrar konuşmak için fırsat kollayın. · Üçüncü kişilerden konuşmak için yardım isteyin. · Kısa sürede çözüm beklemeyin. Şunu unutmayın ister bu sıkıntıları yaşıyor olun, ister korkuyor olun fakat yalnız olmadığınızı unutmayın. En azından biz buradayız. Sevgiyle ve huzurla kalın. Ferhan BIÇAKÇILAR Uzman Psikolojik Danışman **** Bu yazı Diva Dergisinde Yayınlanmıştır… |